20 Haziran 2010 Pazar

Galatasaray B Takımı

Galatasaray'ın bir pilot takımı var: Beylerbeyi. Çok küçükken babamla maç izlerken öğrenmiştim bunu. O zamanlar pek aklım almamıştı. Daha ziyade kardeş kulüp gibi algılamıştım. Çok sonralar öğrendim pilot takımın ne olduğunu ve ne gibi faydaları olabileceğini.

Aradan yıllar geçti, fakat bugüne kadar Beylerbeyi'nin bir üst lige çıktığını görmedim.  Bir zamanlar 2.Lig'te mücadele eden bu takım su an 3.Lig 3.grupta. Rakiplerinin hangi takımlar olduğunu buradan görebilirsiniz. Galatasaray'ın  pilot takımının rakiplerini rahatça geçip en azından 2.Lig'te mücadele ediyor olması gerekir.

Beylerbeyi'nin neredeyse hiçbir faydası olmadı bugüne kadar. Zaten 3.Lig'teki vasat bir takımın nasıl bir faydası olabilir ki? ''Beylerbeyi Pilot Takım'' efsanesinden vazgeçilip adam akıllı bir Galatasaray B takımı kurulması gerekli. Aslında bir B takımı var Galatasaray'ın ama bu B genç takımı. Diğer takımların genç oyuncuları ile, varsa B takımları ile arada sırada bir maç yapan takımdan bahsediyorum. Mevcut B takım hani şu Emre Çolak gibilerin oynadığı A2 takım değil bu arada belki bilmeyenler vardır.

Gelişmekte olan ve nispeten kaliteli oyuncuların yetiştiği bir altyapıda, A takıma girmesi mümkün olmayan ve oynayarak tecrübe kazanması gereken, iyi ya da kötü, yetenekli veya daha az yetenekli birçok futbolcu çıkıyor her sene. Bu oyuncuları akıllı bir transfer politikası ile oynayabilecekleri kulüplere göndermek gerekiyor. Geçtiğimiz senelerde bazı yetenekli genç futbolcular için, sürekli forma şansı bulabilecekleri takımlara yönelik akıllıca kiralama politikaları yapılmadı ya da yeterli ve uygun olmadı bu hamleler. Uygulanan kiralama yöntemlerinin bir kısmı Galatasaray yönetiminde bulunan, futboldan müthiş! derecede anlayan kişilerin ahbap-çavus ilişkileri sayesinde yapıldı. Arda Turan Ersun Yanal ile, Uğur Uçar Ertuğrul Sağlam ile çalışma şansı bulmasaydı muhtemelen kaderleri Ferhat Öztorun'dan farklı olmayacaktı.

Başka bir isim ise Erhan Şentürk. Galatasaray'ın gençlerini takip edenler için tanıdık bir isim. Diyarbakır'da zaman zaman forma şansı buldu bu sene. Abdullah Avcı yönetiminde Belediye takımında neredeyse forma yüzü göremeyen Oğuz Şabankay'dan daha şanslı idi Erhan. Arda, Uğur, Mehmet Güven'in takım arkadaşlarının birinden bahsediyoruz bu arada. 2.Lig A kategorisinde mücadele eden ve gol kralllığında 2.sırayı alan Özgürcan kadar forma şansı olmadı hiç Erhan'ın. Özgürcan'ın kiralanması ile ilgili birçok kişi, yanlış yapıldığını ve A takımda forma şansı bulması gerektiğini düşünüyordu, özellikle 2.Lig'te gol krallığında gösterdiği performanstan sonra. Ama Özgürcan en azından forma şansı buldu düzenli olarak...

Altyapıdan yetişen her oyuncu müthiş yetenekli ve A takım seviyesinde olamaz. Her sene A takıma 3-4 oyuncu katılması da mümkün değildir zaten. Bunu da unutmamak gerekir bir taraftan. Ben de altyapı fetişisti değilim ancak emek harcanarak yetiştirilen oyuncuların, futbol hayatlarına devam etmelerinin ve onlardan az da olsa para kazanılmasının mümkün olduğunu düşünüyorum.

Bugün Uğur Uçar gibi kaliteli bir oyuncuyu Galatasaray yetiştirmiş ve Ankaragücü'ne 1.75 milyon avroya satmak üzeredir. Bu önemli bir hamledir aslında. Eğer Galatasaray adam akıllı bir pilot takımına sahip olsaydı, A takım seviyesinde oynaması mümkün olmayacak nispeten kaliteli ve altyapıdan yetişmiş genç oyuncuları sadece 300 bin avro / lira -1 milyon lira / avro gibi bir bant aralığında pazarladığında, çok kısa sürede ekonomisini geliştirme şansı bulabilirdi. 5-10 senede bir (ki o da neredeyse bir şans meselesi) sadece bir oyuncuyu (mesela Arda) 20 milyon avroya satıp para kazanmak yerine 2-3 senede 20-30 oyuncu satarak 20 milyon avro para kazanmak sanki daha olası.

Peki bu nasıl gerçekleşir? Benim düşüncem şöyle. Öncelikle Galatasaray, Beylerbeyi gibi abuk bir sevdadan vazgeçmeli. Galatasaray'ın doğru düzgün bir B takımı kurulmalı. Bu takım doğal olarak amatör kümede mücadele etmeye başlayacak.

Galatasaray yönetimi, oynamaya ihtiyacı olan ancak yanlış kiralama yöntemleri ile forma şansı olmayan takımlara kiralık gönderdiği oyuncuları, bu takımlara göndermek yerine B takımına gönderebilir. Belki maaş yükü biraz artacaktır kulübün. Ama para vererek, seçerek, emek harcayarak yetiştirdiğin yetenekleri / gençleri başka takımlara yedek olsun diye göndermek tam anlamıyla akılsızlık gibi duruyor. Bu takımlar yerine, B takımına gönderirsen en azından sürekli oynama imkanı bulur bu oyuncular ve  gelişme kaydederler.

Oğuz Şabankay gibi, daha yetenekli futbolcuları Süper Lig ya da 2.Lig A kategorisinde iyi takımlara sürekli oynaması koşuluyla kiralama yöntemlerine devam edilmelidir elbette. Buna bir şey söylemeye gerek yok. Daha az yetenekli oyuncuları B takımına gönderirsen, o yeni kurulan B takımı iyi bir proje ve yapılanma ile 2-3 senede 2.Lig B kategorisine rahat çıkacaktır.

Pek tabi bu takımla uzun süreli ilgilenecek ve amaca yönelik hizmet edecek bir teknik adam gerekli. Bülent Korkmaz gibi bir adam bu B takım için kanımca gayet güzel bir isim. Bülent Korkmaz tam anlamıyla Galatasaray aşığı biridir. Ben şu yaşımda Bayrak Adam'ın teknik direktörüm olması koşuluyla basketbol oynamama kıyasla pek te beceremediğim futbolu, en iyi şekilde oynamaya çalışırım. Bülent Korkmaz için ise tam anlamıyla güzel bir tecrübe olur bu. B takımını amatör kümeden alıp 2-3 senede 2.lige çıkarmak gayet güzel bir başarı olacaktır onun için. Bülent Korkmaz çok başarılı bir teknik adam değil malumunuz. Herkes tepeden inme başarılı bir yönetici ya da teknik adam olamaz zaten. Hayatta büyük şeyleri başarmak için önce küçük şeyler yapmak gerekir. Tıpkı koşmaya başlamadan evvel  bebekken emeklememiz gibi. Ama bu planlamada Bülent Korkmaz için külliyen yanlıştır derseniz de hiç sesimi çıkarmam. Ali Yavaş, Recep Yazıcı gibi hocalar dururken topu sadece şişiren bir futbolcunun ne haddine tabi. Ancak bu isimlerde şu an Azerbaycan'da...

Galatasaray, misal Ferhat Öztorun gibi bir sol beki B takımında değerlendirebilir. 5 sene içinde önce 2. Lig B kategorisine oradan da A kategorisine yükselmiş Galatasaray B takımının illa ki başa güreşmesi gerekmez Süper Lig'e çıkması için.

Akılcı kiralama politikalarıyla yine önemli yetenekler Süper Lig'te oynayabilecekleri takımlara kiralanabilir. 2. Lig'de A ya da B kategorisinde, altyapıdan yetişecek gençler sürekli oynayarak kendilerini geliştirebilir. Bu gençler içinden 2.Lig seviyesinde de olsa, sıklıkla yetenekleri belli / sınırlı oyuncular çıkacaktır. Ancak aralarından mutlaka Musa Çağıran'lar Mehmet Topallar, Mehmet Batdallar da çıkacaktır.

Bugün Uğur Uçar 1.75 milyon lira/avro, Mehmet Batdal 500 bin avro/lira ediyorsa 2. Ligteki Galatasaray B takımı oyuncuları da o kadar edecektir. Galatasaray, her sene 3-4 oyuncu pazarlayabilir 2.Ligteki kulüplere ve hatta Süper Lige. Zamanla uygulanan bu sistem daha da iyi ve daha da işler bir hale gelecektir kanımca.

Bu anlatamaya çalıştığım 5-10 senelik bir proje. Bu B takımının tesislere ve maçlarını yapacak bir stada ihtiyacı olacaktır elbet. Florya tesisleri ve yeni stadyum Aslantepe, bu amaca rahatça hizmet eder diye düşünüyorum.

Ayrıca Galatasaray B takımına sponsor da bulunabilir. Örneğin Medical Park..Başlangıçta amatör kümede mücadele edecek takımın maaş yükü de çok fazla olmayacaktır zaten.

Kulübün altyapıdan başlayan bir sistemi ve ekolü, 2.Lig'te mücadele edecek bir B takımında da olsa kötü mü olur? Bugün Berkin Arslan, Murat Akça, Serdar Eylik gibi gelecek vadeden futbolcular bir iki sene boyunca 2.Lig'te maç oynayarak rahatça pişeceklerdir. B takımın başarılı olması için mücadele edecekler, kendilerini kanıtlamak isteyeceklerdir. Aynı sistemde oynayarak pişen futbolcular A takıma geldiklerinde yabancılık çekmeyeceklerdir ve özgüvenle oynayacaklardır.

Bugün Özgürcan gibi bir forvet altyapıdan yetişip Bank Asya liginde gol krallığında 2. oluyorsa, Cafercan Konya Şekerspor ile Beşiktaş'a karşı kupa maçında gol atıyorsa, yetişecek oyuncular daha da iyisini yapabilir oluşturulacak B takımda. Ne yazık ki A2 ligi Bank Asya liginden daha çekişmeli ve kaliteli değil. Bu yüzden kaliteli ve amaca yönelik hizmet edecek bir B takım gerekli.

Çağlar Birinci transferinde Murat Akça, Serdar Eylik, Semih gibi potansiyeli olan oyuncuları elden çıkardık. Birçok Galatasaraylı buna tepki gösterdi. Serdar Eylik bir Keita değildir ancak birkaç sene 2.Lig'te top koşturmuş bu futbolcu, Çağlar Birinci gibi bir transferde tek başına takas olarak kullanılabilir.Sen yetiştirdiğin 4 tane oyuncuyu ve bir miktar para daha vererek sadece bir oyuncu takası gerçekleştiriyorsan, o zamana kadar yetişmesi muhtemel 3 oyuncunun hakkını da gasp etmişsin demektir. Belki yetişecek oyuncuların hepsi o dört oyuncu kadar yetenekli olmayacaktı diyenler olacaktır. İşte tam da bu yüzden bir B takımı olması gerektiğini düşünüyorum.

Eğer yeterli yatırım ve sağlam projeler gerçekleştirilebilirse,  belki çok abartı olacak ama,Galatasaray her sene en az 3-4 oyuncuyu ya Süper Lige ya da 2.Lig A/ B kategorilerine gönderebilir, satabilir. Bunlardan ileriye dönük paralar kazanması çok olası. Dediğim gibi Mehmet Batdal 500 bin avro ediyorsa, Musa Çağıran gibi bir adamın değeri Türkiye şartlarında 1 milyon avro'yu buluyorsa, Galatasaray'da yetişen Mehmet Güvenler, Uğur Uçarlar da onlar kadar edecektir. Düşünsenize daha çok pişmiş bir Erhan Şentürk'ün Diyarbakır'da oynadığını...Muhtemelen Süper Lig'de 5-10 gol atmış bir oyuncu yetiştirmiş olacaktınız. Böyle bir oyuncuyu 1-2 miyon lira / avroya pazarlasanız, Uğur Uçar'ı 1.75 milyona satsanız, Mehmet Güven gibi adamları, 300-500 bin avrolara 2.Lig takımlarına ileriye yönelik kar etme opsiyonlarıyla satsanız. Bir senede 3-5 milyon avro paranız olur. Yetişen yetenekli ve kaliteli 10-20 futbolcuyu 2-3 senede bir Mehmet Batdal seviyesinde bir miktara satsanız 10-15 milyon dolar / avro / lira kasaya girer.

Ülkenin bir çok yerinde Galatasaray Futbol Okulları açılıyor. Aklımda bununla ilgili bazı fikirler var. Bunu başka zaman yazacağım. Ancak şunu söylemeliyim ki; 70 milyonu aşan bir ükede doğru futbol eğitimi ve imkanlarıyla bizden de Messiler çıkabilir. Daha çok küçük yaşta ingiliz kulüplerinin dikkatini çeken çocuklar var bu ülkede. Galatasaray bu konuda projeler geliştirip scout ağı, futbol okulları ağı kurabilir. Ajax gibi bir kulüp bir kaç milyon avro para harcayıp Rusya'nın Soçi kentinde futbol okulu açıyor,Rusya'nın futbol potansiyelinden yararlanmak adına. Galatasaray'ın ise yetişen genç oyuncularını gönderebileceği işe yaramaz bir Beylerbeyi pilot takımı var.

2.Ligte mücadele eden sarılı kırmızılı bir B takımın maçını izlemeye gitmez misiniz haftasonu Telekom Arena'ya? Alacağımız kombinelerin B takımın maçlarını da kapsadığını düşünün mesela. Kulübün 2.lig maçlarından bile gelir elde etme potansiyeli var ortada.

Sizler ne düşünürsünüz bilmem ama bence bize Ali Yavaş, Halim Fıçıcı, Recep Yazıcı, Ahmet Keskinkılıç gibi hocalar ile Özkan Sümer gibi topçudan anlayan gözlemciler ve kesinlikle bir B takım lazım.

16 Haziran 2010 Çarşamba

Elano ve Islıklamaya Hazır Küçük Hakanlar

''Abi, Rijkaard'ı gözümüzde fazla büyütüyoruz'' tadında, ''Rijkaard futboldan anlamıyor'' gibi güzide medya sözlerine benzer şekilde eleştiriyoruz Elano'yu da. İyi ki gol attı, asist yaptı, şimdi fiyatı da arttı böylece elden çıkarırız, iyi paraya satarız diyenler de var.

''Halbuki bizim Selçuk daha iyi ondan; şuna bak, herif milli takımda oynuyor bizim Santos oynamıyor'' diye beğenmeyen Fenerbahçeli arkadaşlar gibi de olabilirsiniz, ''abi bizim takımda milli takımda oynadığı gibi oynamıyor'' diye sevmiyor da olabilirsiniz Elano'yu.

Ancak bu düşüncelerin hiçbiri onu kötü oyuncu yapmaz. Elano'nun kumaşı bellidir esasen ve kaliteli bir orta saha oyuncusudur. Hücum gücü savunma yapmasından daha iyi burası çok açık. Galatasaray, topu ileri taşımak konusunda Brezilya milli takımının çeyreği kadar değilken, Rijkaard da mecburen Elano'yu Topal'a yakın oynattı. Bu yüzden Sarp gibi bir adamı Elano'dan daha fazla hücumda gördük tüm sezon. Musatafa Sarp'ın girdiği pozisyon sayısı ile Elano'nun girdiği pozisyon sayısını düşününce sanırım bu dediğim doğru çıkacaktır. Hala inanmayan varsa Sami Yen'deki Fener maçında, 3. dakikada Sarp'ın girdiği pozisyonu hatırlatırım, neredeyse Elano'nun böyle bir pozisyonu yok.

Hücum potansiyeli, defansif yeteneklerinden fazla bir oyuncuya defans yaptırırsanız doğal olarak ondan aldığınız verim azalır. Ve aslında tam olarak Elano'nun başına gelen şey budur. Elano'nun milli takımda neden oynadığı konusunda Fenerbahçeli arkadaşları ikna edemeyişi ve belki de fenerlilerin bu tavırlarını ciddiye alan Galatasaraylıların satalım satalım diye tutturmasının sebebi onun sergilediği performanstır.

Ancak bazıları farkına varamıyor Elano milli takımında niye bu kadar performans gösterdi diye. Acaba Brezilya takımında iyi oynamasının bir etkisi, kendi milli takımı için oynuyor oluşu olamaz mı? Bir futbolcuyu, kardeşim milli takımda niye bu kadar iyi oynuyorsun, diye eleştirmek tümden cahilliktir kanımca. Sizler kendi milli takımınız iyi oynasın başarılı olsun istemez misiniz? Bunu Elano da isterse, milli takımın başarılı olması için elinde de fırsat varsa, milli takım formasını giymişse, iyi oynuyor diye eleştirilir mi? Ayrıca, City'den yakın arkadaşı Robinho'nun orada oluşu bir diğer etkendir onun performansında bence. Elano bize, bizim takıma yeteri kadar alışamadı belki de. Bunu da düşünmek lazım.Belki de Galatasaray takımında arkadaşlık ortamı oluşmadı/oluşturulamadı. Elano'nun performansı bize bunu düşündürmeli, takım içi politikalar ya da mevcut gruplaşmalar gelmeli akla. Biz de yürekten oynamıyor, formanın hakkını vermiyor, dünya kupasını düşünüyordu, kendi kariyeri için geldi zaten bizim takıma, diye yanlış yorumlar da bulunmak durumun özüne aykırı duruyor.geçtiğimiz sezon Elano'nun kayarak, yatarak top çaldığını gördüm çok kez, ilk yarı istatistikleri ortaya çıktığında en çok koşan oyuncu olduğunu gördüm, kimse tutup ta yürekten oynamıyor demesin Elano için. Bu tamamiyle gerçek dışı bir yorum.

Bunun yanında bir futbolcu elbette kendi kariyerini düşünecektir. Eminim dünya kupasında oynayabilmek adına Fenerbahçe'de bile forma giyecek Galatasaraylılar vardır; ya da tam tersi. Ama sırf bunun için Elano'yu suçlamanın ve suçlayan insanlarla aynı fikirde olmanın tanımını buraya yazmak istemem.

Oynadığı mevki değişirse, onun takıma katkısının, Keita'nın katkısından fazla olacağını düşünüyorum. Bazıları milli takım perfomansı nedeniyle Franco'yu, Arda'yı ıslıkladıkları gibi Elano'yu da ıslıklamaya şimdiden hazırlar. Yürekten oynamıyor diye eleştirmeye hazır Küçük Hakanlar var aramızda, medyada.

Bugün dünya kupasında oynayıp, daha ilk maçtan bir gol bir asist istatistiğini ortaya koyan futbolcuyu herkes kendi takımında görmek ister ve Galatasaray yönetimi de orta sahayı boşaltmak ve koca bir sezonu yine heba etmek niyetindeyse hiç durmaz 10+ milyon avroya satar. Ama bu Meira transferi gibi fevkalade yanlış bir karar olur. Eğer Elano gitmek isterse durum elbette farklı. Ama Elano'yu ıslıklama taktiği ile gönderme olasılığı da her zaman mevcut olacaktır. Sonrasında arkasında söylenecekler belli zaten:
Soğuk bir kişiliği vardı...
Takıma uyum sağlamayadı...
Zaten dünya kupası için gelmişti...
Brezilyalılar hep böyle oluyor zaten...
Lincoln gibiydi, Jo gibiydi...

Bu cümleleri duyarsak bilin ki, Quaresmalar, Anelkalar, Elanolar, Dos Santoslar gelmiş ülkemize ama Türk futbolunda ve zihinlerde değişen bir şey olmamış.

Küçük! Hakanlara selam olsun...

13 Haziran 2010 Pazar

Hürriyet ve Arda Turan

13 Haziran 2010 Pazar tarihli bugünkü Hürriyet Gazetesi'nin kapak sayfasının manşetinde "AS Plakalı cipe Maymun Fıkralı Cevap" başlığı altında Şükrü Kızılot imzası ile yayınlanan yazıda yer alan hakkımdaki diyalogların tamamı bir senaryodan ibarettir.

Ne benim ne de kız arkadaşım Sinem Kobal'ın AS plakalı bir cipi olmadıgı gibi, herhangi bir kişiye de bu konuda yapılmış yorumum yoktur. Var olmayan bir cipe, var olmayan diyaloglar yaratıp hayal ürünü yazılarla haftasonu gazeteciliğini  mesnetsiz öykülere dayandırmanın; yazının içeriğinde yer alan fıkradan da komik olduğu ve Hürriyet gibi bir markayla uyuşmadığı kanaatindeyim.

Ayrıca bir süredir Hürriyet Gazetesi'nde benimle ilgili yer alan bu ve benzeri yalan haberleri şaşkınlıkla karşılıyorum.                                                   

Arda Turan
Galatasaray Profesyonel Futbol A Takımı Kaptanı



Bu ülkede gazeticilik yapıyoruz, yazarlık yapıyoruz deyip aydın geçinen insanların, sağda solda bir gazete köşesinde kendilerine yer bulup akıllarına geleni yazmaları ve bu yazılanların güya editörlük süzgecinden geçirilmesi ve insanlara sunulması ne kadar akıllıca?

Bu şekilde yapılan bir gazeticilik, yayımcılık ve yazarlık ne kadar düzgün, etik?..

Devir eskiden olduğu üzere TRT'nin tek kanal olduğu devir değil artık. İnsanlar çok şükür ki, bazı şeylere kendileri ulaşır oldular. Ama bu insanlar hala daha azınlık. 

Bu ülkede yıllardır en çok satan gazeteden, artık bir yayımcılık kültürüne sahip olması beklenir. Gazete, internet sitesi de dahil olmak üzere,  rezalet seviyesinde haberler ve anlamsız içeriklerle dolu. 

Tabi Hürriyet'in ikiz kardeşi Milliyet'in de ondan aşağı kalır yanı yok. Gazeteyi alırsanız bir gün okumak için, haberler de içerik adına hiçbirşey ama hiçbirşey olmadığını biraz dikkatliyseniz sezersiniz. Manşetten bir haber verirler. Altında ise, içeriğe yönelik bir alt başlık. Haberi okumaya başlarsınız fakat az önce okuduklarınızı tekrar etmişlerdir birazcık. Diğer paragrafa geçersiniz, bir veya iki cümleyi geçmeyen bir bilgi görürsünüz ve ilk paragrafı yine tekrar etmişlerdir. Haber vermek ya da gazetecilik adına hiçbirşey yapılmamıştır ve birden haber bitiverir. Manşet, alt başlık ve iki paragrafta dahep aynı şeyler vardır. Anadolu Ajansını takip ederseniz daha çok bilgiye ve habere ulaşabilirsiniz. Okuyucuyu haber ve bilgiye doyurmak adına hiçbir şey yapılmaz bu gazetelerde. Sadece gazetenin sayfalarını doldurmak adına tekrarlanan başlıklar, tekrarlanan manşetler ve kısacık bilgi barındırır bu gazeteler. Elleriniz boyayan sayfalarca reklam barındıran gazeteler, kalitelerini düşününce, oldukça pahalıdır verdikleri anlamsız ekler yüzünden. Avrupa'da bu kadar çok reklam içeren gazeteler bedava dağıtılrken yurdum insanı bu gazetelere para vererek alır. İçinde bilgi namına neredeyse hiçbir şey bulunmaz bu gazetelerde.

Yukarıdaki cümleler sadece Arda Turan söyledi ya da Galatasaraylı olduğumdan yazılmadı, bunları uzun zamandır düşünüyordum. Artık insanların farkında olmaları gerekir diye yazıyorum. Zaten Küçük! Hakan gibilerin orada ne için yazdığı ortaya çıktı sanırım. Farkında olmayanlara selam olsun.

Tekrar ediyorum: Hürriyet Gazetesi bir paçavradır, okuyan da takip eden de dangalaktır! 

4 Haziran 2010 Cuma

NTV'yi nasıl bilirdiniz?

Hani bir söz vardır cenazeler sırasında söylenen. İmam sorar ölmüş şahsın yakınlarına: Ey cemaati müslim! Merhumu nasıl bilirdiniz?Tabi merhumun son yolculuğuna gelmiştir sevenleri ve genellikle derler ki, iyi bilirdik...

Tam olarak ne zaman başladı bilemiyorum ama Türkiye ve dünyadaki gelişmelere, etrafımda olup bitenlere şüpheyle yaklaşır, soru sorar oldum. Türkiye şartlarında, abartmak gibi olmasın ama, üniversite okumanın bana en büyük faydası bu oldu demeliyim. Bu son cümlemi belki olur da açıklama fırsatım olur başka bir yazı ile ama konuyu dağıtmak istemiyorum şimdi.

Üzerinde millerce yol gittiğim bu dünyada, birçok konuyu şüpheyle araştırmaya, bir bilim adamı edası ile düşünüp sorgulayarak olası mantıklı sonuçlara ulaşmaya, sabit fikirli olmayıp geniş çaplı düşünerek ve soru sorarak gerçek bilginin farkında olmaya çalıştım.

Nerede yaşıyor, kim ya da hangi dine mensup olursak olalım bugüne kadar yaşamış tüm mantıklı insanoğulları gibi bizler de, gerçekleri bilmek isteriz. Günümüz dünyasında, hele hele bilgi çağını yaşayan bizler için, bilgiye ulaşmada en temel araçlardan biri olan internette doğru, tarafsız ve gerçek bilgi, neredeyse herşeyden daha önemli.

Sizleri bilmem ama ben NTV'yi takip ediyorum haberlere ulaşmak için. Tarafsız, bağımsız ve okuyuculara yalın haber ulaştırma çabasında, izlenimini bırakıyorlar sizde. Ntv'nin yayın hayatına başladığından bu yana hep böyle olduğunu gözlemledim. Ama dedim ya şüphe ediyorum diye...

Keanu Reeves Matrix'te, nasıl dünyanın bir yanılsama olduğunu anlıyorsa, zaman zaman www.ntvmsnbc.com adresi de bana, benim de böyle bir yanılsama içinde olduğumu gösteriyor.

Bunun en son örneğinin linki burada. (tabi ben bu yazıyı yayımladıktan sonra bu link kaybolmaz ya da değişmez ise)

Bu haber diğer haberlerden hiç te farklı değil aslında. Zaten haberin içeriğinde veya formatında gazetecilik ya da internet gazeteciliği konusunda herhangi olumsuz bir durum söz konusu değil. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, haberin altında yorum yapma seçeneğinin olmaması.

Son günlerde İsrail-Türkiye arasında geçen ilginç durum için herkesin öyle ya da böyle bir fikri vardır herhalde. Ancak Türkiye'de imam olarak çalışmış; Amerikan eski dış işleri bakanının tavsiye mektubu ile Amerika gibi bir ülkede eğitimci sıfatıyla oturma ya da çalışma izni almış; zararlı olması sebebiyle kendisiyle ilgisi olduğu bilinen okulların tamamını,  Rusya Devleti tarafından kapatılmış; Türkiye'de fikri hür vicdanı hür öğrenci yetiştirmekle yükümlü ilkokul öğretmenlerinin bile, çok önemli bir şahıs diye nitelediği; Türkiye'deki  doktorların ve tıb (b!) ilim(!)inin yetersiz kalması sebebiyle, Amerika'da yaşayan hasta bir kişinin, son günlerde meydana gelen bu olayla ilgili ''taa Amerikalardan'' görüş bildirmesi hakkındaki bir haberin altına yorum yapılamıyor oluşu, insanı oldukça düşündürüyor.

Acaba; İsrail'i her koşulda kayıtsız şartsız destekleyen Amerika gibi bir ülkede, çalışma ya da oturma izni alarak yaşayan; büyük din alimi diye nitelenen; ''hadi'' dese, birçok eğitimli cahil insanı peşinden sürükleme potansiyeli olan bir adamın, müslüman bir ülkenin ölen müslüman vatandaşlarının yanında olmayıp, israil'i haklı bulmasına mı kafa yorayım; yoksa Ntv'nin bu haberinin altına yorum yapma seçeneğini koymamış olmasına mı kafa yorayım, bilemedim.

Neyse ben en iyi bildiğim şeyi yapayım soru sorayım.

Ntv'yi nasıl bilirdiniz?

18 Mayıs 2010 Salı

Anket Sonucu: ''Kim Gitsin?''


Bir süre önce iki anket düzenlemiştim. Bunlardan ilki sezon başında edilen sabır yeminlerinin ve Rijkaard'a olan desteğin sezon sonuna doğru hala devam edip etmediğini gözlemleyebilmek içindi. Bu anketi 2010 sonuna kadar gözleyebilmek adına süreyi uzun tuttum.



İkinci anket ise takımı yakından takip edenlerin fikirlerini daha net bilmek için düzenlendi. Tesadüfen ankete 100 kişi katıldı. Oy kullanan ve devam etmekte olan ankete oy kullanacaklara teşekkürlerimi ileteyim öncelikle.

Bu sıralar yaşadığım şehri değiştirdiğimden, taşınma işlerim ve diğer özel işlerim sebebiyle yazamıyorum. Ayrıca düzenli blog yazmak gerçekten zahmetli bir işmiş, eğer yaptığınız işi özenerek yapmak çabası içindeyseniz. Bu yüzden tecrübeli ve sürekli yazan blog yazarlarına selam olsun. Onların ellerine sağlık diyeyim.

Gelelim anket sonucuna, seneye takımda hangi futbolcuları görmek istemediğimize.

Leo Franco: 75 oy - %75

Kim gitsin'in en gözde ismi olmayı başardı. Anket başladığında henüz fener maçını oynamamıştık ve en fazla oy alanlardan biri olmasına rağmen, Ayhan Akman'ın aldığı oyun yarısı kadar sevilmiyordu. Fenerbahçe maçında yediği o gol kariyerinde önemli noktalardan biri oldu belki de. Özellikle ikinci yarı bir düzelme vardı performansında ve takıma uyumu çok geç oldu ama benim tespitim yıldızımızın Leo Franco ile barışmadığıdır. Adnan Polat'ın yaptığı açıklama ile seneye takımda onu görmeyeceğimiz kesinleşti. Bu açıdan oy kullananlar mutludur herhalde. Ancak Leo Franco aramızdan ayrılırken, onun kişiliği ve takımın menfaatleri açısından kulübe sorun çıkarmamış bir futbolcu olduğu notunu düşmeliyiz. Bu yüzden fiyasko bir transfer diyemem, varılan sonuç itibariyle kötü bir transfer olduğu ön plana çıkıyor elbette. Onun kalecilik performansı bizim beklentilerimizi karşılamadı maalesef, belki de beklentilerimiz çok üst düzeyde ama yine de ismi güzeldi bizim kalemizde... Her ne olursa olsun Leo Franco çok ama çok kötü bir kaleci değildi kanımca. Çok beğenmediğim taraftarımızın Fener maçında olmaması gereken tepkisi nedeniyle, demoralize oldu ve medya ve taraftar tanrılarına kurban edildi bir şekilde.

Gökhan Zan:  59 oy - % 59

Bu senenin çoğunu yine sakat geçirdi. Teknik açıdan aslında Servet'ten daha iyi bir oyuncu olsa da taraftar olarak biz ondan pek haz etmedik tıpkı Franco gibi... Seneye sezonun büyük kısmında yine sakat olarak göreceğiz onu muhtemelen. Sözlemesi 2011 mayısında bitiyor. Keşke Topal gibi onu da elden çıkarma şansımız olsa. Ama belli mi olur, belki geçen sene olduğu gibi takımda defans oyuncusu kalmaz ve Gökhan da forma giyer birkaç maç. Uzun vadede hiçbir yararı olmayacak kanısındayım. Servet,Sarp,Gökhan üçlüsü seneye en nefret edilen 3'lü olmak için şimdiden en güçlü adaylar. Tabi Rijkaard muhtemel bir revizyon yapacaktır. Bakalım seneye Gökhan'ı Acıbadem'de görebilecek miyiz sarı kırmızı adına...

Ayhan Akman:  55 oy - % 55

Bu sene çok kötü bir sezon geçirdi. Sözleşmesinin 2012 Mayısında biteceğini ve yaşını düşünürsek, Ayhan ile yollarımızı ayırma şansımız oldukça az gibi. Şu anki haliyle Elano değil Emre Çolak ve takıma katılabilirse Cumhur'un yedeği olma olasılığı daha fazla. Aslında Ayhan, Rijkaard'ın oynatmak istediği sisteme en fazla ayak uydurması gereken oyuncumuzdu mevcut orta saha repertuarı içinde fakat kendini bu sene ortaya koyamadı. Rijkaard'ın çokça Galatasaray'ın geleceğine yatırım yaptığını düşünmüyorum. Sonuçta buraya 5 senelik bir kontrat ile gelmedi. Bu yüzden Ayhan Rijkaard'dan formayı alamadıysa bu yaşı sebebiyle değil, kötü performansı sebebiyle olsa gerek. Gençlere fırsat vermeyi seven Rijkaard ona bir sezon daha şans verecek mi hep birlikte göreceğiz.

Servet Çetin:  49 oy - % 49

Pas futbolu nerde Servet nerde, dedirtecek kadar ciddi hatalar yaptı sezon boyunca. Beceriksizce uzun top oynamaya çalışması ve Hakan Balta - Neill ikilisi (Amerika'nın keşfi gibi) formülü bulunana kadar taraftarı en çok çıldırtan bu adamın satılması, taraftar için takıma yeni ve çok kaliteli bir transfer yapılmış hissi yaratacaktır. Sözleşmesi 2012'de bitecek olması, takas yolu ile ülkede bir Anadolu kulübüne gitmesi ya da Avrupa'ya transferi ihtimalini güçlü kılıyor nazarımda.

Jo Alves:  42 oy - % 42

İzinsiz ülkesine gitmesi ankete katılanların haklılığını ortaya koyuyor. Belki çok yetenekli ama kendisi için over-rated kelimesi sözlükteki en uygun kelime sanki. Tıpkı Nonda gibi sisteme uygun bir futbolcu değil. Bakalım kendini tekrar nerede ispat etme şansı olacak?

Mustafa Sarp: 41 oy - %41

Rijkaard'ın prensi dediler, Topal ile beraber olmaz dediler, ileri oynamak konusunda Topal'dan daha iyi dediler, gol atıyor dediler. Kısacası birçok şey yazıldı çizildi. Fener'e o golü atsa bu kadar oy alır mıydı bilinmez ama, güçlü fiziğine rağmen, sistem için olması gereken yetenek o değil gibi. Keşke onu da satabilsek Avrupa'ya. Sözleşmesi 2011 Mayıs'ta sona erecek. Seneye görme ihtimalimiz fazla gibi.

Serkan Kurtuluş: 40 oy - % 40

Bu kim yahu diyenler olabilir. Şöyle cevaplayalım. Bursa'nın bize attığı ya da bu adamı kim tavsiye ettiyse onun yüzünden Galatasaray'ın yiyebileceği en büyük kazık bence budur. 1 milyon euro verip neredeyse hiç faydalanılmayan bir futbolcu. Kardeşi daha iyi ve en azından oynuyor. Adnan Sezgin ile birlikte takımdan ayrılmasına acil ihtiyacımız olan isim. Artık sağ bek ve sağ açık için çok alternatifimiz mevcut ne de olsa. 

Barış Özbek:  36 oy - % 36

Kendisini bütün sezon boyunca Rijkaard'a Neskeens'e ispat etmeye çalışıp, her ne kadar zorunlu nedenlerle olsa da, formayı giymeyi başardığında oynadığı futbolla herkesin dudak bükmesine sebep oldu. Ortalıkta deli danalar gibi koşup, gelene geçene faul yaptı, çok kez sarı kart cezalısı oldu ve kırmızı kartları da cv'sine ekledi.  Mental eksiklikleri açısından Caner ve Arda ile yarıştı hatta onların son virajda önüne geçti. Her an patlamaya hazır bir bomba gibi ortalıkta bu kadar çok koşarak asla bir yere varamayacaktır. Rijkaard'ın onu takımda istemeyeceğini düşünüyorum. Tabi alınacak orta saha oyuncularının kalitesi de belirleyici olacaktır. Belki iyi bir yedek olur mental sıkıntıları aşmayı başarırsa..

Caner Erkin:   27 oy - % 27

Sizleri bilmem ama takımda Giovanni'den sonra kalmasını istediğim en önemli oyuncu. Arda'nın da kalmasını istiyorum en az Rijkaard kadar. Ama Caner'in bonservisinin alınmasını daha çok önemsiyorum. Caner Atletico Madrid maçında yapmış olduğu hataları tekrarlamayacaktır. Birçoğumuz Emre Belözoğlu'nu andıran hakeme itirazlarına ve kendini parlatmaya oynayan futbolu ile pas atmayan bencilliğine kızıyoruz elbet ama Rijkaard-Neskeens ile pişmesi ve hücum futbolu sofrasında harika bir yemek olarak önümüze servis edilmesi muhtemel potansiyel süper bir sol bek Caner Erkin. Onun mücadele edişi ve hırsı tıpkı Lucas Neill gibi. rakibi ısıran bir oyuncu Caner. Sol açık oynayabilmesi de kadroda bulunmasını özel kılacak bir unsur. Takımın Lucas gibi Caner gibi daha çok oyuncuya ihtiyacı olduğu kanısındayım, özellikle orta sahada. Misal Caner'i Fenerbahçe'de görmek istemem. Emre Belözoğlu'nun orta sahadaki ısıran defansif oyunu nasılsa bizim de Caner'e ihtiyacımız var. Tabi mental açıdan daha olgun ve futbolu kolektif oynayabilen sol bek Caner'i ilerde bol sıfırlı rakamlarla Avrupa'ya pazarlama şansımız oldukça yüksek. Özellikle Caner için sizin de düşüncelerinizi merak ediyorum.

Emre Aşık:  26 oy - % 26 

Jübilesini yapacak olması dolayısıyla pek değinmek niyetinde değilim. Görev onu çağırdığında hep hazır bir oyuncu idi. Oynadığı dönemlerde ise standart olarak neredeyse her maç elle oynaması ya da penaltıya sebebiyet olması  yüzünden ben onu pek sevememiştim. Seneye onu göremeyeceğiz.Hoşça kal Emre Aşık.

Aykut, Uğur Uçar: 14 oy - % 14

Aykut'u sevmeyen bir çekirdek kadronun olacağını tahmin etmiştim. Ama Franco'dan sonra bu sayının az kaldığını düşünüyorum. Sanırım Aykut'tan yakınmalar seneye çoğalacaktır. Yine de Aykut'a yıllar önce verilmeliydi bu şans. Çok geç kalındı. Umarım yine bir fener maçında ya da en kritik maçların birinde ''epic fail'' yaşamayız onun yüzünden.

Gariptir ki, Uğur Uçar aslında potansiyeli yüksek bir oyuncudur. Sakatlık sonrası eski formuna tam ulaşamadı. Seneye rakabet etmesi gerekecek çok oyuncu olacak. Sol bek için A2'den Berk Neziroğulları bile ona şans tanımayacaktır bu formu devam edecekse. Sağ bek onun için en uygun mevki ama Rijkaard gibi bir hoca karşısında ehlileşen Sabri ona formayı zor gösterir. Neden bilmiyorum Uğur Uçar'a karşı içimde tarif edemediğim bir sempati var. Onu daha iyi şekilde görmeyi arzu ediyorum her oynadığında ama eski asistlerini görememek beni üzüyor. Sanırım bir sene daha töleransı olacaktır.

Elano, Arda:   13 oy  -  % 13

Arda ile şu an yazılması gereken çok şey var ve bunların çoğu yazıldı, çizildi, tekrar etmek lüzumsuz. Ama Arda'nın kalması gerektiğini düşünüyorum. Belki Arda'ya kaptanlık verilmese, biz de mütevazi Ardamızı sevmeye devam etseydik daha iyi olurdu. Umarım gitmez ve seneye daha iyi bir Arda izleriz.

İçimde bir ses Elano Dünya kupası sonrası takımdan ayrılacak diyor ve ben hemen o sesi kısıyorum dimmerinden. Elano aslında oldukça yetenekli bir futbolcu ama takımda kendini ispat etmek adına  oynamadı Caner gibi, Arda gibi. Onu bir takım oyuncusu olarak kabul etmek gerek. Biraz daha orta sahanın önünde oynarsa en azından 4-2-3-1 oynadığımızda orta sahadaki defansif ikiliden biri olmasındansa, ilerideki 3'lünün parçası olması daha iyi olacaktır. Zaten koşan bir oyuncu, Alexvari eli belinde oynayan biri olmayıp, gerektiğinde kayarak top çalan bir orta saha. 4-1-2-3'te, yanında topla alış verişi iyi olan kaliteli bir orta saha ile daha iyi oynayacaktır. Sonuçta bugün Messi'den 10 kat daha yetenekli de olsanız futbol bir takım oyunudur. Elano'yu bu açıdan değerlendirmek gerek. Ben ondan oldukça umutluyum...Bakalım Dünya kupasında neler yapacak?

Sabri:  12 oy - % 12

Düzelmiş ve ehlileşmiş bir Sabri'ye bile 12 oy çıktı. Hala onun şut atmasına ve arkaya adam kaçırmasına gıcık olanlar var ve ben bu konuda yalnız değilmişim meğer. Yine de kalması gerekli. Rijkaard da zaten faydalı bir oyuncuyu bırakmayacaktır.

Keita: 11 oy - % 11 

Fenerbahçeli arkadaşların Keita için oy kullanmış olabileceği konusunda şüphelerim var. Şaka bi yana eğer Keita bu seneki performansının üstüne koymaz ise seneye oyundan alınan en çok oyuncu olmaya aday. Kendisi iyi bir kanat oyuncusu. Umarım onu bırakmaz Galatasaray ve umarım seneye sakatlanmaz. 

Son olarak Ankete bir isim eklemeyi unutmuşum. 

Adnan Sezgin.. 

Franco'dan daha fazla sevilmeyen biri varsa eğer o da Adnan Sezgin olmalı herhalde. Serkan Kurtuluş gibi über yerli transferlerin yanı sıra altyapıdan yetişen genç ve yüksek potansiyeli olan futbolcuları yanlış kiralama yöntemleri ile yanlış takımlara gönderilmesinde başrol oynayan / oynaması muhtemel bu şahısı görmek ısrıtap verici olsa gerek tıpkı Franco'nun yediği o gol gibi.

Not: 10.yıl anısına Uefa T-shirtlerimiz çok güzel olmuş. Antalya'da satışa çıkar çıkmaz tükendiğini belirtmeliyim. Bir tanesini satın alabilmiş olmak ve 17 Mayıs'ta giyebilmiş olmak oldukça mutluluk verici. Almasanız da mutlaka gidin görün.

Nice mutlu 17 Mayıslara... 

Anket sonucu
--------------------
Leo Franco
  75 (75%)
 

Servet Çetin
  49 (49%)
 

Emre Güngör
  6 (6%)
 

Gökhan Zan
  59 (59%)
 

Emre Aşık
  26 (26%)
 

Sabri Sarıoğlu
  12 (12%)
 

Uğur Uçar
  14 (14%)
 

Serkan Kurtuluş
  40 (40%)
 

Caner Erkin
  27 (27%)
 

Hakan Balta
  5 (5%)
 

Barış Özbek
  36 (36%)
 

Ayhan Akman
  55 (55%)
 

Mustafa Sarp ''16''
  41 (41%)
 

Mehmet Topal
  18 (18%)
 

Elano Blumer
  13 (13%)
 

Arda Turan
  13 (13%)
 

Emre Çolak
  2 (2%)
 

Gio dos Santos
  9 (9%)
 

Keita
  11 (11%)
 

Joao Alves
  42 (42%)
 

Milan Baros
  4 (4%)
 

Harry Kewell
  7 (7%)
 

Lucas Neill
  3 (3%)
 

Aykut Erçetin
  14 (14%)
 

Ufuk Ceylan
  3 (3%)
 




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...