7 Ağustos 2011 Pazar

Culio'nun Yediği Tekmeler, Gün Gelir Bir Yerinizi Tırmalar



Yazmak için çabalasam da genellikle geç kalıyorum, gündem hızlıca değişiyor. Biraz fırsatım olduğunda ise üç beş cümle ile bloga yazı girmek istemiyorum. Açıkçası , kısa yazmaktan haz etmiyorum çünkü kısa cümleler aklımdakileri ifade etmiyor. Yazacaklarım hem beni tatmin etmeli hem de okuyanı doyurmalı. Cenap Şahabettin’in bir sözü var: Doğruyu söylemek değil, anlatmak güçtür, diye. Benimki de birazcık o hesap. Doğru gördüklerimi yazayım derken bazen uzayıp gidiyor. Blogu açmamın en önemli sebebi idi, ortalıkta dolanan yanlışlara karşı naçizane doğrusu budur, diyebilmek.

Neyse.

Belki geçti üzerinden ama söyleyecek sözlerim var.

İlerleyen yıllarda Culio hakkında hatırlayacağım birkaç şeyi sıralasam bunlar; fiziği yerinde, tekniği iyi, sürekli tekme yiyen bi futbolcu olması ve mücadeleciliği olur. Herhalde bu söylediklerime kimse itiraz etmez.

Bu adam sezonun ikinci yarısında takımda en fazla faul yapılan oyuncu oldu. Yediği tekmeler ise bildiğin baya sert idi. Son iki senede Kewell ile birlikte en fazla dayak yiyen oyuncu Culio’dur ve bu istatistikte sadece yarım sezonda ikinci sıraya yerleşmesi üzerine durup düşünmek lazım.



Culio neden bu kadar faule maruz kalmıştır? Cevap basit. Topa bomba muamelesi yapmadığından. Yıllardır kan ağlayan orta sahasında, topla ileri doğru oynayan sadece bir tane oyuncusu peydah olunca, rakip takımlar da doğal olarak bu adamı faul ile yıldırmaya çalıştı. Ama bu adam yılmadı. Her yapılan faulden sonra ayağa kalktı, topunu oynadı. Birazcık hayat hikayesini bilenler bu adamın her defasında neden ayakta kalmak için bu kadar inatçı olduğunu daha iyi anlarlar sanırım. Buradan da karakteri hakkında önemli bir sonuca ulaşıyoruz esasında, ama görmek isteyenlere tabi...

Fakat Galatasaray’da karakter sahibi olmak yetmiyor, başka meziyetlere ihtiyaç var.

Bu meziyetler ise; Avrupa’da kıytırıktan bir takıma elenilmesi sonucu havaalanı çıkışında seyirci aramak, takım otobüsü yerine taksiyi tercih etmek, Avrupa Şampiyonasında oynayıp üstüne 2 sezon kış uykusuna yatmak, 90 kiloya ulaşıp Hamburg maçında kurtarıcı olarak oyuna girmek ve ters kanada taca giden orta kesmek…

Benim gördüğüm kadarıyla Culio böyle meziyetlere sahip değildi. Kamp boyunca da en azından bir sene daha top oynamak için şu videoda Mustafa Sarp’ın bulunduğu yerde olmadığından, takımdan ayrılacaktır kanımca.

Evet, Culio muhteşem bir futbolcu değil, hatta yarım sezonda bize görünen kısmı Koyun-Çelebi ilişkisi yüzündendir. Ancak göz var nizam var, vasat bir futbolcu, en azından Galatasaray’da forma giymek için yetersiz bir futbolcu değil bu adam. Birçok mevkide oynayabilecek, ileride top tutabilecek, top taşıyabilecek, top sürebilecek kısacası mevcut kadro içinde ihtiyacımız olan en gerekli oyuncu kendisi.

Arda, Culio’nun aksine artık top süremiyor, bilmiyorum farkında olan var mı? 66 numara sırtındayken, sanki rakibin içinden geçerdi. Arda artık hızlı değil ve çelimsiz. Fizik gücü Emre Çolak’tan hallice. Ha top mu saklıyor? Evet Culio da bunu yapabiliyor. Culio’nun Gençler maçında kontrataktan attığı bir gol var. Arda en son ne zaman Culio kadar depar atıp kontraya çıktı? Var mı hatırlayan?

Bu sıralar yazmaya çalıştığım ama bir türlü tamamlayamadığım bir konu vardı Fatih Terim ile ilgili. Sağolsun anlatmaya çalıştığım konuya güzel bir örnek daha çıkardı tıpkı Kingston,Appiah, Perez; Almaguer, Sarr, Lukunku örneklerinde olduğu gibi.

Adalet güzeldir ama liderlerde olursa daha da güzeldir, diye bir söz vardır. Ancak görüyoruz ki Adalet, Sarı-Kırmızı renklerin içinde kaybolalı uzun zaman olmuş. Bir tarafta yılda 2 miyon+ avro para kazanıp takıma bir şey vermeyen bir kaptan, diğer tarafta (ABS)BAM’dan bile az kazanan, en çok tekme yiyen adam.

Galatasaray’da forma giymenin kriteri mevcut oyunculardan daha iyi oynamak yerine saç kesme töreninde baş köşede yer almak ise, bu adamın yediği tekmeler gün gelir birilerini tırmalar.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...